NE ARAMIŞTINIZ ?

Medya

04.06.2020

AYIN RÖPORTAJI

 “Çocuğunu babasız bırakmış, ülkesini kömürsüz bırakmamış asil ve hüzünlü şehir”, Şükran Kırömeroğlu Zonguldak’ı böyle tanımlıyor.

Bu ayki röportajımızı saygıdeğer İSG ve eğitim uzmanı arkadaşımız, Şükran Kırömeroğlu’na ayırdık. Yaşam güvenliği, hayatın her alanında olması gereken bir kültür. Şükran Hanım, bunu gerçekleştirmeye çalışan idealist İSG uzmanı arkadaşlarımızdan birisi. Zonguldak, Çates’te (Çatalağzı Termik Santrali) uzun yıllardır İSG alanında eğitimler veren Şükran Hanım ile, bu ay İSG konularından, Zonguldak’tan sohbet ettik. Şükran Hanım, İSG Eğitimlerinde verilen öğretilerin sahada desteklendiği zaman başarılı ve etkili olacağına inanıyor.  Eğitimlerini “zorunlu geldik, keyifli ayrılıyoruz” sözleriyle özetleyerek; eğitimlerin keyifli hale getirilerek kalıcı şekle getirilmesi gerektiğine inanıyor.

 

Merhaba Şükran Hanım, sizi tanıyabilir miyiz, kendinizden biraz bahsedebilir misiniz?

Hacettepe Üniversitesi ‘nden 1987 yılında maden mühendisi olarak mezun oldum. Zonguldak Türkiye Taşkömürleri Kurumu’nda ETÜD, plan, proje mühendisi olarak 11 yıl aktif olarak yeraltı maden işletmesinde ,12 yıl ise iş sağlığı ve güvenliği daire başkanlığında görev yaparak, yeraltı maden işçilerine meslek eğitimleri eğitmenliği yaptım. 23 Sene kamu deneyimi ardından  hiyerarşik kısıtlamaların engeline takılmadan deneyim ve birikimlerin özgürce kullanabileceğim çalışmak hayalim ile emekli olarak, özel sektörde A sınıfı İSG uzmanı olarak çalışmaya başladım.Son altı seneden beri Çatalağzı Termik Santrali’ inde İSG birimi ve itfaiye birimi yöneticiliğini yürütüyorum. Sosyal hayatta sivil toplum kuruluşlarının önemine inancım ile   aktif olarak Türk Kızılay’ı gönüllü çalışanı olarak AFET eğitmenliği ve kan bağış, yardım kampanyalarında görev almaktayım. Ayrıca meslek örgütümüz TMMOB( Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği)  Zonguldak Kadın Komisyonu’nda görev almaktayım.Evliyim, bir oğlum var.

 

ÇATES ’te (Çatalağzı Termik Santrali) çalışan personele İSG (iş sağlığı ve güvenliği) konularını kapsayan eğitimler veriyorsunuz. Eğitimlerinizin genel olarak içeriğinden bahsedebilir misiniz?

Eğitimlerde verilecek konular yönetmeliklerle belirlenmiştir. Genel olarak çalışanların yasal hak ve sorumlulukları, iş kazası ve meslek hastalıkları, iş hijyeni, ilk yardım, ergonomi, biyolojik, psikolojik risk etmenleri gibi pek çok farklı konuda çalışanlarımızın farkındalığını artırmaya yönelik eğitimler veriyoruz.

 

Kurumda ne sıklıkta İSG eğitimleri veriyorsunuz, eğitimlerinizi etkili kılmak adına nasıl bir yol izliyorsunuz? Eğitimden sonra nasıl geri dönüşler alıyorsunuz?

Yasal olarak tüm çalışanlarımızın yıl içerisinde 16 saat zorunlu eğitimleri yanı sıra iş gereği olarak pek çok farklı konuda eğitim düzenliyoruz. İşletmemizin iş rutini aksatmayacak şekilde planlama yaparak 15/20 kişilik guruplar halinde haziran/aralık ayları içerisinde her hafta bir gün eğitim veriyorum. Eğitimleri interaktif olarak yapmaya özen gösteriyorum. Çalışanı eğitim içine sokarak deneyimlerini paylaşmalarını sağlıyorum, olaylar ile diğer arkadaşlarının görüşlerini alıyoruz, ortak noktada mutlaka birleşme yolunu buluyoruz. Bu durum çalışma arkadaşlarımızın aidiyet duygusunu güçlendirerek kendilerini değerli hissettirdiğini gözlemliyorum. Çalışma arkadaşlarımın eğitim sonunda ayrılırken gönülden teşekkür etmelerinin yanı sıra ‘zorunlu geldik, keyifli ayrılıyoruz ‘şekli ile ifadeleri beni mutlu etmektedir.

 

İSG eğitimlerinde en çok zorlandığınız konular nelerdir? Eğitimler esnasında yaşadığınız ilginç anılarınız var mı? Bizimle paylaşabilir misiniz?

Eğitimlerde   genellikle alışkanlıkları değiştirmeye yönelik olan konuları işlerken direnç ile karşılaşabiliyorum, kişisel koruyucuları kullanmamak, ya da uygun şekliyle kullanmamak ilk aklıma gelenler, genelde ikna edene kadar zorlandığım bu anlar oluyor.  Ancak biz bu konuları aştık ve çok yol kat ettik, buradan tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

Bir eğitimde, yüksekte yapılan çalışmalarda iş sağlığı ve güvenliği konusunu, tehlikeler, riskler ve önlemler teorik ve uygulamalı olarak detaylı bir şekilde işledim. Aradan bir süre geçtikten sonra, ölçüm yapmak amaçlı bir ekibimiz bacaya çıkmaları gerekiyordu ve çıkmak istemediklerini bana bildirdiler. Çünkü kişisel koruyucuların yanı sıra toplu koruma önlemlerinden yatay ve düşey yaşam halatlarının olmadığını söylüyorlardı. Eğitimden sonra ilk defa sorgulamaya başlamışlardı ve haklıydılar. Tabi işimizin devamı için sadece KKD( kişisel koruyucu donanım) kullanmak kaydıyla görev yerine getirildi. Ardından yönetimimizin desteği ile rehabilitasyon yapılarak bacalarımıza uygun toplu koruma ekipmanları yerleştirildi. Eğitimlerde verilen öğretiler sahada desteklendiği zaman başarılı ve etkili oluyor.

 

İSG ye verilen önemin son yıllarda daha çok ön plana çıktığını görüyoruz. Kurumların yıllar içerisinde İSG’ ye bakış açısını yorumlar mısınız?

Ülkemiz ne yazık ki iş kazaları ve meslek hastalıklarından ölüm konusunda Avrupa ve Dünyada kötü bir karneye sahip.  İlk kez 2012 yılında yürürlüğe giren 6331 sayılı kanun ile iş sağlığı ve güvenliği tek başına, kamu ve özel sektöre ait işlerde ve işyerlerinde uygulanmaya başlamış olup, işverenleri, işveren vekillerini, çırak ve stajyerler dahil olmak üzere tüm çalışanları kapsamaktadır. İSG profesyonellerinin yönlendirmeleriyle birlikte ilgili yönetmeliklerin yaptırımlarının iş sahalarına yansıması, iş verenlerin ve çalışanların farkındalığını artırmıştır. Ancak yolun daha çok başındayız, ülkemizde yaşam güvenliği kültürü oluşması mücadelemizde önümüzde uzun bir yol var.

 

 Mayıs ayının başlarını İSG haftası olarak kutladık, genel olarak neler söylemek istersiniz.

Son yıllarda toplumumuzda bir bilinç oluşmaya başlamıştır, ancak bu yeterli değildir, İSG sürekli iyileştirilmesi gereken bir konudur. Bir yaşam biçimi olmalıdır. Küçük yaşta uygun şekilde okul öncesi eğitimden başlayarak çocuklarımızın bu konuda bilinçlenmesi sağlanmalıdır. Bu şekilde gelişen bireyler iş yaşamına geçtiğinde İSG uygulamalarını çok doğal yapacak ve talep edecektir. Bu konuda başta devletimiz olmak üzere hepimize büyük görevler düşmektedir. Yaşam güvenliğini hayatımızın birinci önceliği olarak davranış ve tavırlarımızla desteklemeliyiz.

İSG haftası bu yıl COVİT -19 gölgesinde karşılanmış, geçmiş yıllarda yapılan aktiviteler yapılamamıştır. İSG bir haftayla işlenecek bir olgu değildir, bilinçlendirme ve bilgilendirme tüm platformlarda hayatımızın içerisinde olmalıdır.

 

İş yerlerinde çalışan personellerin sağlık ve güvenliğini etkileyen en önemli husus nedir?

Sıcaklığın ve nemin gereğinden fazla olduğu veya kirli havanın olduğu ortamlarda çalışmak, geceleri ya da vardiyalı olarak çalışılması, gürültü düzeyinin yüksek olması, çalışma temposunun yoğunluğu, yetersiz aydınlatma, iş stresi başlıca etkenler içerisinde olduğunu düşünüyorum.

 

Maalesef bu yıl hayatımıza giren korona virüs de artık İSG’nin uygulama alanını kapsıyor. Bunun için mevcutta ve uzun vadede ne gibi önlemler var?

Öncelikle COVİT -19 pandemi sürecinde ülkemizde hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmet ile anmak istiyorum. Salgının kısa ve uzun vadeli sonuçlarından korunmanın en önemli yolu; toplumdaki her bireyin, diğerlerine karşı sorumluluk duygusuyla hareket etmesi ile mümkün olacaktır. Salgın sürecinde sağlık bakanlığının ve bilim kurulunun tavsiye ve önerileri ile hayatımıza giren yazılı, görsel basında, dijital ortamlarda, afiş ve broşürlerde paylaşılan hijyen ve davranış değişikliklerinin içselleştirilerek, yaşam biçimi haline getirilerek, bulaş riskini ortadan kaldırmak ve uzun vadede aşı bulunması ile birlikte tüm çalışanlarımızda ve toplumda aşılama olacaktır.

 

 

Son olarak uzun yıllardır İSG eğitimleri veren birisi olarak neler söylemek istersiniz?

İş yerlerinde yeterli sağlık ve güvenlik önlemlerinin alınmaması nedeniyle ortaya çıkan iş kazalarının maddi kayıplarının ötesinde, çalışanların yaralanmaları, sakat kalmaları ve ölümle sonuçlandığı durumlarda kişinin kendisinin yanı sıra aileler de büyük bir sosyal travma yaşanmaktadır. Bu da iş kazalarının görünmeyen yüzüdür. Bu durum beni çok üzmektedir. Bu nedenle çalışanlarımızda farkındalığın artırılması, güvenlik kültürünün oluşması İSG profesyonelleri olarak yaptığımız görevi içselleştirilerek yerine getirmelidir. Tüm AYDEM Ailesi ile topyekün dayanışma içerisinde koordinasyonu sağlayarak güvenli iş, güvenli yaşam mottosuyla hareket etmeliyiz diye düşünüyorum.

 

 

Sanırım uzun yıllardır Zonguldak’ta yaşıyorsunuz. Zonguldak’ta yaşamak, çalışmak nasıl bir duygu? Zonguldak sizin için ne ifade ediyor?

Zonguldak, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk ilidir. Uygarlık, kültür ve ekonomik güç yaratılmasının en seçkin örneğidir. Huzurlu yeşili, hırçın denizi, muhteşem günbatımı, doğanın güzelliği, mağaralarının eşsizliğinden önce ele kömür karası gelir, markamız kömürdür.300 Milyon yaşında çağ açan enerji kaynağına sahip şehirdir. İş sağlığı güvenliği kanunlarının yazıldığı, ilk iş yasasının uygulandığı, ilk kent planlamasının yapıldığı, Çatalağzı Termik Santrali ile Türkiye Enterkonnekte Sistemini kurarak tüm yurda ışık veren ekonomi mucizesinin adıdır Zonguldak.

Ülkemizin sanayisinin kalkınmasında 5000 insanı iş kazalarında, birçok insanı da meslek hastalıklarında kaybetmiş, çocuğunu babasız bırakmış ama ülkesini kömürsüz bırakmamış asil ve hüzünlü şehrimin aşığıyım ben.

 

 

AYDEM Enerji ailesinde, ÇATES ‘te yer almak, sizin için ne ifade ediyor? Burada olmaktan mutlu musunuz?

AYDEM Enerji ve Çatalağzı Termik Santrali çalışanı bu ailenin bir parçası olarak mutlu olduğumu ifade etmek isterim. 6 Senedir bu kurumda çalışıyorum, yaklaşık son bir -bir buçuk yıl içerisinde AYDEM çatısı altında yaşanan değişim, gelişim ve iletişim kaynakları ile olumlu yönde gelişen aidiyet duygusu ve bütünleşme ile motivasyonumuzu artırmaktadır. Bu yönde büyük emek harcayan yöneticilerimiz başta olmak üzere tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.

“Önce yaşam güvenliği” parolamız ile tüm AYDEM Ailesine sağlıklı günler diliyorum.